Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı | Laba Uluslararası Eğitim Platformu
Blog

Arama

Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı

Stephen R. Covey’nin dünya çapında milyonlarca satan ve New York Times En Çok Satanlar listesinde haftalarca yer alan kitabını inceliyoruz.

cover-48-6596a3bb17605289184869-min-659c0c86164ea247003976.jpg

“Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı”, yayımlandığı 1989 yılından beri artan popülerliğini sürdürmüştür ve kişisel gelişim alanında bir klasik olarak kabul edilmektedir. Bu incelememizde bir profesör, iş adamı ve 1996 yılında New York Times tarafından en etkili insanlardan biri seçilen Stephen R. Covey’nin, kitabında belki hepimizin aklına gelebilecek fakat başarılı insanların sahip olduğu yedi alışkanlığı özetledik. Keyifli okumalar!

Paradigmalar ve Prensipler

Yıllar boyunca liderlik eğitimleri veren Covey, aile ve kariyer dengesi, kişisel ve yaşamsal hedeflere ulaşmada zorluk, insanlar arasında ilişki problemleri gibi birçok kişisel ve mesleki sorunla karşılaşmıştır. Bu bağlamda, davranış değiştirmeye yönelik ipuçları içeren kitapların değişim sürecinde etkisiz olduğunu, kişinin davranışını değiştirmek istiyorsa düşünce tarzını değiştirmesi gerektiğini savunmuştur. 

Bu değişim, insan hayatındaki paradigmaların gücünün fark edilmesiyle başlar. Paradigmalar, bireyin çevresindeki dünyayı anlama ve yorumlama biçimidir. Dolayısıyla, Covey’e göre paradigmalarımızı değiştirmeden davranışımızı değiştirmek mümkün değildir.

Paradigmaları, kişilik ve karakter etikleri takip eder. Kişilik etikleri dış dünyaya yansımamız ve statümüze dayanırken, karakter etikleri dürüstlük, cesaret, adalet, sabır ve mütevazılık prensiplerine dayanır. Covey, kişinin paradigmasını ancak karakter etiklerine bağlı olarak şekillendirdiğinde hedeflerine ulaşabileceğini ve yeni bir düşünce tarzı kazanabileceğini ifade eder. Paradigmalarımızı değiştirmek, günlük davranışlarımızın ötesinde dünyayı ve benliğimizi algılama şeklimizi yeniden düzenlememizi gerektirir. Değişim, benlikten başlayarak günlük yaşama uzanır.

1. Alışkanlık: Proaktif olun

Covey, alışkanlıkların “bilgi, beceri ve arzunun kesişme noktası” olduğunu savunmuştur. İlk alışkanlık olan proaktif olmak ise kişinin hayatının kontrolünü eline almasında yatmaktadır.
Proaktif insanlar sorumlu bireylerdir çünkü olaylara verdikleri tepkilerin kontrolünü sağlama becerisine sahiptir. 

Buna rağmen, birçok insan tepkisel bir tavır benimseyerek davranış ve duygularının dış etkenlere bağlı olmasına izin verir. Örneğin, dışarıda yağmur yağıyorsa veya etraflarındaki insanlar onlara kötü davranıyorsa kötü bir ruh haline bürünebilirler. Bu durumda olan insanlar, genellikle "benim hatam değildi" veya "olay kontrolüm dışındaydı" gibi ifadelerde bulunurlar.

Öte yandan, proaktif insanlar duygusal ortamlarını kontrol altına alırlar. Hayatlarının yetkisi onlardadır ve eylemlerinin sorumluluğunun bilincindedirler. Proaktif insanlar, tepkisel insanların aksine yaşadıkları olaylarda "ben bu kararı aldım" veya "bu sorunu birlikte çözmeye çalışalım" gibi ifadelerde bulunurlar.

Bu iki tutum arasındaki farkı görselleştirmenin başka bir yolu da iç içe iki daire hayal etmektir. Dış daire, elektrik faturasından nükleer savaşa kadar endişe duyduğunuz her şeyi temsil eder. İç dairenin içindeki unsurlar ise, üzerinde kontrol sağlayabileceğiniz her şeyi içerir.

Proaktif insanlar, etki alanlarına odaklanmayı seçerek, kontrol altına alabilecekleri unsurlar üzerinde çalışırlar. Bu sayede, zamanla etki alanlarını genişletirler. Tepkisel insanlar ise, değiştiremeyecekleri sorunlara takılıp kaldığından etki alanları gitgide daralır.

2. Alışkanlık: İşe, işin sonunu düşünerek başlayın

Üç sene sonra bir cenazeye gittiğinizi hayal edin. Etrafınız, gözleri yaşlı aile üyeleriniz ve arkadaşlarınızla dolu. Tabuta yaklaştığınızda ise kendinizle karşılaşıyorsunuz. O anda karakterinizi ve başarılarınızı anlatmanız gerekseydi, neler anlatırdınız? Bu egzersiz, bir işe işin sonunu düşünerek başlama alışkanlığı edinmenin yöntemlerinden biridir. Sonunuzu düşünerek, temel değerlerinize ulaşabilirsiniz.

Ömrünüz sona erdiğinde arkanızdan söylenmesini istediğiniz sözler, size hayatınızdaki hedef ve değerlerinizi belirlerken ipuçları verirler. Bu ipuçları sayesinde nihai hedeflerinizi belirleyebilir, günlük aktivitelerinizi bu hedeflere göre şekillendirebilirsiniz.

Bu alışkanlık, her şeyin zihinsel ve fiziksel olarak iki kez yaratıldığı prensibine dayanır. Örneğin, bir ev inşa ederken, inşaata başlamadan önce tüm detayları hayal edersiniz. Ardından inşaat süreci başlar. Aynı prensip, bir şirket kurarken de geçerlidir. Başarılı bir girişime sahip olmak için, öncelikle hedef ve vizyonunuzu net bir şekilde belirlemeniz gerekir.

Liderlik de iki adımda oluşturulan bir olgudur. Öncelikle zihninizde nasıl bir lider olmanız gerektiğini belirler, ardından bu vizyonu uygulamaya geçirirsiniz. Bu vizyonu belirlerken, karakteriniz, hedefleriniz ve ulaşmak istediğiniz başarıların ayrıntılarını şekillendirmeniz gerekir.

Birinci alışkanlık kontrolün sizde olduğunu belirtirken, ikinci alışkanlık hayatınızın senaryosunu sizin yazdığınızı belirtir. İşlerinize, sonunuzu düşünerek başlama alışkanlığını geliştirmek için cenaze alıştırmasının yanı sıra, hayatınızda sahip olduğunuz rollerin bir listesini çıkarabilirsiniz. Listeyi inceleyerek kendinizden ne kadar memnun olduğunuzu ölçün. Ardından, gününüzden belirli bir zamanı kişisel hedeflerinizi geliştirmeye ayırın. Aldığınız notlar, ulaşmak istediğiniz sonuçları görselleştirmenize yardımcı olur.

3. Alışkanlık: Önemli işlerinize öncelik verin

Üçüncü alışkanlık, ikinci alışkanlıkta belirttiğimiz iki adımın fiziksel kısmına atıfta bulunur. Goethe der ki; “Hayattaki en mühim şeyler, asla önemsiz işlerin insafında olmamalıdır.” Üçüncü alışkanlık, bu anlamda, önceliklerinize odaklanabilmek için zaman ve benlik yönetimi becerilerinizi geliştirmenizi gerekli kılar. Covey, zaman yönetimini dört çeyreğe ayırır: 

  1. Çeyrek: Önemli - Acil, 
  2. Çeyrek: Önemli - Acil Değil, 
  3. Çeyrek: Acil - Önemli Değil, 
  4. Çeyrek: Acil Değil - Önemli Değil.

Covey’e göre etkili zaman ve benlik yönetiminin anahtarı zamanınızı mümkün olduğunca ikinci çeyreğe ayırmaktır. İkinci çeyrek dört aktiviteyi organize etmeyi içerir:

Rollerinizi belirlemek: Aklınıza ilk gelen rollerinizin listesini çıkarın. Bu roller; annelik veya babalık, patronluk, öğretmenlik, herhangi bir şey olabilir.

Hedeflerinizi seçmek: Belirlediğiniz her rol için, önünüzdeki yedi gün içinde ulaşmak istediğiniz iki ya da üç önemli sonucu düşünün. Bu sonuçlar sizin hedeflerinizi oluşturacak.

Planlamak: Belirlediğiniz hedeflere ulaşmak için önünüzdeki hafta boyunca neler yapabileceğinizi düşünün. 

Planlarınızı günlük yaşama uyarlamak: Yapabileceklerinizi günlük planlarınıza dahil edin.

Adımlar basit gözükse de, bu adımları ayrıntılı bir şekilde izleyerek, hedeflerinizi günlük aktiviteleriniz haline getirebilirsiniz. Bu sayede, nihai hedeflerinize ulaşmanız kolaylaşır.

4. Alışkanlık: Kazan-kazan mantığını benimseyin

Kazan-kazan mantığı, insanlarla ilişkilerinizde ortak çıkarı aramanızı sağlar. Her iki tarafın kazançlı olduğu anlaşmalarda, tüm taraflar verilen kararları benimseyerek aksiyon planına odaklanabilir. Covey, kazan-kazan mantığının uzun vadeli faydaları konusunda büyük bir perakende mağaza zincirinin yöneticisi olan müşterisiyle yaşadığı olayı örnek verir: Müşterisi kazan-kazan mantığının kulağa iyi geldiğini ama fazla idealist olduğunu düşündüğünü, iş dünyasında gerçeğin kazan-kaybet mantığı olduğunu belirtir. 

Covey, yöneticinin müşterileriyle bir kazan-kaybet ilişkisine sahip olduğunu hayal etmesini ister. Yönetici, bu durumda müşterilerini kaybedeceğini söyler. Ancak yöneticiye göre, durum tedarikçileriyle olan ilişkisinde farklılık gösterir. Tedarikçileri ile yeniledikleri sözleşmelerinde kazan-kazan mantığını benimsemeye çalıştıklarını ancak tedarikçilerin onların yumuşak tavrını suistimal ederek fazla fiyat verdiğini belirtir. Covey, yöneticiye kazan-kazan mantığa sahip olduğunu sanarken aslında kaybet-kazan mantığını benimsediğini açıklar.

Covey’e göre, müşterisi gerçek bir kazan-kazan tutumuna sahip olsaydı, iletişim sürecini uzatır, tedarikçisini daha fazla dinler ve görüşlerini daha cesur bir şekilde ifade ederdi. Her iki tarafın da çıkarını sağlayan bir çözüme ulaşana kadar kazan-kazan ruhunu sürdürürdü. Ve bu çözüm, iki tarafında düşünemeyeceği, Covey’nin üçüncü alternatifi olan, “sinerji yaratmak” olarak adlandırdığı altıncı alışkanlık olurdu.

5. Alışkanlık: Anlamayı anlaşılmaktan daha çok önemseyin

İletişim, bir insanın sahip olabileceği en kritik becerilerden birisidir. Ancak, çoğu insan karşısındaki insanı gerçek anlamda dinlemek konusunda başarısızdır. Çoğumuzun konuşma sıramızı beklemek olarak benimsediği dinleme eylemini, başarılı bir insana dönüşmek için empatik dinlemeye dönüştürmek hayati önem taşır.

Covey’e göre, bir insanla ilişki kurmak, duygusal bir banka hesabına sahip olmak gibidir. İnsanlar anlaşılma ve onaylanma ihtiyacı duyar. Empatik dinleme sayesinde, karşınızdaki insanın bu ihtiyaçlarını karşılamış olursunuz. Covey, empatik dinleme becerisini geliştirmek için “reçete yazmadan önce teşhis koy” yöntemini önerir. Kişisel veya profesyonel ilişkilerinizde bir problem yaşadığınızda, karşı tarafı tamamen anlamak, yaşadığınız probleme dair daha etkili çözümler üretmenizi sağlar.

Karşınızdaki insanı anlamaya öncelik vermek, anlaşılmanın önemini yadırgamaz. Aksine, burada ulaşılmaya çalışılan sonuç sağlıklı bir dengedir. Bu dengenin sağlanması halinde, hem kişisel hem de profesyonel hayatınızda başarılı olma ihtimalinizi artırmış olursunuz.

Önerilen gönderi:

image-40-1-7-6595637dd35df935771435.png

Başarının Yeni Psikolojisi: Sabit vs. Gelişime Açık Zihniyete Sahip Olmanın Etkileri

Okuyun

6. Alışkanlık: Sinerji yaratın

Altıncı alışkanlık olan sinerji yaratmak, incelememiz boyunca ele aldığımız beş alışkanlığın sonucunda oluşur. Bulundukları ortamda gerçek anlamda sinerji yaratan insanlar, birbirlerini dinler ve birbirlerine karşı empati kurar. Sonuç olarak ortaya çıkan sinerji, harika fikirler veya ürünler üretilebilmesine olanak tanır.

Sinerji yaratmak, zihninizi yeni olasılıklara açmanızı gerektirir. Sinerji, saygı çerçevesinde iletişim kurmaktan daha öte bir olgudur. Covey’nin kişiler arası iletişimde üçüncü alternatif olarak adlandırdığı sinerji, tamamen yeni bir düşünce tarzına atıfta bulunur. Bu durumda, çözüm ne iki tarafın yolu ne de uzlaşmadır. Bunun yerine, taraflar problemlerine çözüm bulmak için yeni olasılıklara ve iş birliğine dayalı bir yönteme açık olmalıdır. 

Bu alışkanlığı geliştirmek için, işte veya kişisel hayatınızda sizden farklı fikirlere sahip bir kişiyi belirleyin. Belirlediğiniz kişiyle nasıl bir sinerji yaratabilirsiniz? Farklılıklarınızdan faydalanarak nasıl üçüncü bir alternatife ulaşabilirsiniz? Bu soruların cevabına ulaşmak, belirlediğiniz kişinin fikirleriyle kendi fikirlerinizi harmanlamanızı gerektireceğinden, yepyeni çözümlere ulaşmanıza olanak tanır.

7. Alışkanlık: Baltanızı bileyin

Baltayı bilemek, yani kişinin zihinsel ve fiziksel becerilerini sürekli geliştirmeye çabalaması diğer altı alışkanlığı mümkün kılar. Görevi ormanda ağaç kesmek olan birini hayal edin. Bu kişi, baltasını bilemeden ağaç kesmeye devam ederse, bir süre sonra baltası artık ağaçları kesemeyecektir. Benzer şekilde, becerilerinizi geliştirmek için çabalamazsanız, başarınız kısa süreli olur. Covey’e göre, insanın “baltasını bilemesi”, hayatının dört kritik boyutunda kalıcı başarıya ulaşması için bir zorunluluktur:

Fiziksel olarak fit kalmak için sağlıklı beslenmeniz, düzenli olarak spor yapmanız ve stres gibi zararlı öğelerden olabildiğince uzak durmanız gerekir. Ruhsal boyutta dengenizi korumak, hayatınızın lideri olmanızı sağlar. Bu dengeyi korumak için, meditasyon veya ruhunuza hitap eden eserler okuyabilir, doğada vakit geçirebilirsiniz. Zihinsel boyut, kişinin eğitim hayatını tamamlasa bile entelektüel açıdan kendisini geliştirmeye devam etmesini gerektirir. İlgi alanlarınıza dair okumalar yapmak, yazı yazmak veya kültürel farkındalığınızı artırmak zihinsel boyutta baltanızı bilemenize yardımcı olabilir. Dördüncü ve son boyut olan sosyal/duygusal boyut ise 4, 5 ve 6. alışkanlıklarla ilişkilidir. Sosyal ve duygusal açıdan kendinizi geliştirmek, etrafınızdaki insanları anlamaya öncelik vererek hayatınızdaki ilişkileri sağlamlaştırmaktan geçer. 

“Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı” kitabının ulaştığı popülarite, yayımlanmasının üzerinden onlarca yıl geçse de, hala geçerliliğini koruyan prensip ve fikirlere dayanmasından kaynaklanmaktadır. Gerçek anlamda başarıya ulaşmak isteyen herkes, Covey’nin ayrıntılarıyla hazırladığı rehberden kendisine fayda sağlayacak bir parça bulabilir.